Hokkaido – Fukiage Kaplıcası

5. Gün – Kamifurano’dan Fukiage Kaplıcasına – Dik yokuş – Kapalı yol – Fırtına geçiyor…

Çatlayan çubuğu onarmak için parktaki bakım görevlilerinden birine gösterip elimle kesme işareti yaparak ve ‘tayfun’ kelimesini dile getirerek derdimi anlatmaya çalışıyorum – hemen anlıyor ve homurdanarak elektrikli döner törpüyü fişe takıyor – hop dedik usta… Çekinerek denemeyi kabul ediyorum ama hayatta işe yaramaz. Başka biri peydah oluyor, onun gösterdiği barakada bir demir testeresi gözüme ilişiyor duvarda, onu heyecanla gösterip sesler çıkarıyorum ve ödünç alıp yerde çatlayan kısmı kesip törpülü kişi yardımıyla da ucunu temizledikten sonra iş tamam oluyor. Bir sonraki fırtınaya kadar idare edecektir.

imgd_20160831_145825

Bugünkü yolumuz dik, o yüzden erkenden yola koyuluyoruz ve 291 nolu yoldan ünlü Daisetzun Parkının içindeki Tokaçi dağına doğru tırmanmaya başlıyoruz. Yağmur hafif çiseliyor ve yol alışılmadık bir şekilde sessiz. Bir süre sonra karşıdan bir kamyonet yaklaşıyor ve beni el sallayarak durduruyor. İçinde görevliye benzer sarı kasklı iki genç, birisi bana uzun uzun birşeyler söylüyor, anlamadığımı farkedince de kollarıyla çarpraz yapıp ‘geçilmez’ işareti yapıyor ve aksi yönü gösteriyor. Onlar uzaklaşırken ben de fırtına dün akşam bitmedi mi, sorun nedir diye homurdanıyorum (büyük olasılıkla az önce bana söyledi). Biraz geride ilerleyen Bengül’ü durduruyorum. Yol kenarında durup, şimdi ne yapacığımızı düşünüyoruz. Rotanın bu kısmını planlarken epey hayal kurmuştum. Geri dönmekle bu kadar yokuşu da boşuna çıkmış olacağız. İçgüdülerim yolun kapanmasının o kadar ciddi bir nedeni olamayacağını (olsaydı daha aşağılarda işaretler olmaz mıydı) ve uzun süre de öyle kalamayacağını söylüyor (ne de olsa burası Japonya). Bengül de aynı fikirde. Haritayı incelerken başka bir kamyonet beliriyor, bu sefer içinde daha yaşlı bir görevli var. Bize selam veriyor ve konuşmaya başlıyor. Adamın yüzünün ifadesinden ve sesinin tonundan sanki yola devam edebilirmişiz gibi bir duygu uyanıyor. Durum bu kadar çabuk nasıl değişebilir ki? Emin olmak için basit kelimeler kullanarak onaylatmaya çalışıyorum. Şimdi düşünüyorum da adamla nasıl anlaştığımızı hala tam biliyor değilim. Benim süper Japonca kelime dağarcığım, ortak bildiğimiz birkaç İngilizce kelime, ve birçok el kol hareketi yardım etmiş olmalı. Sonuç olarak fırtına nedeniyle devrilen ağaçlar var, temizlik tamamlanana kadar yol ilerde barikatla kapatılmış, beklersek geçebileceğiz. Teşekkür edip onun onayıyla yola devam ediyoruz – belki de sırf bize haber vermek için geldi, öyleyse bravo… Beklendiği üzere yol barikatı ilerde görünüyor. Başında bekleyen görevli dur işareti yapıyor, biz de yol kenarında gölgeye sığınıp beklemeye başlıyoruz. Adamda bir tepki yok, demek ki normal bir şekilde davranıyoruz. Sıcaklık giderek artıyor.

imgd_20160831_140847
Dört saatlik bekleme

Görevli her gelen arabayı sabırla bertaraf ediyor ve arada beliren yol işçilerini de barikatın kolunu kaldırıp indirerek geçiriyor öbür tarafa. Birçok araba hemen geriye dönüp kayboluyor, bazıları da bizim gibi beklemeye başlıyor. Saatler birbirini kovalıyor, biz de yer değiştiren gölgeyle beraber kapıya yaklaşıyoruz yavaş yavaş. Bir motorsikletli gezgin beliriyor ve bizimle ingilizcesini pratik yapıyor. Bir saat sonra barikat tarafında hareketlenmeler oluyor ve motorsikletli arkadaşımızın yardımıyla yolun yakında açılacağını öğreniyoruz. Bu arada kullanışlı bir kelime daha öğrenmiş oluyorum: ‘moşikaşite’, yani ‘belki’. Saat tam 14:15’de kol yükseliyor ve arabalar önümüzden fırlıyor. Yaklaşık 9km’lik yolumuz kaldı ama yüzde 4 ila 9 arasında eğimli bir yol. 1000 metre rakımdaki Fukiage Kaplıcası’na saat 4 sularında ulaşıyoruz.

imgd_20160831_153021
Parka giriş… Ya da değil

Tepede hava kararsız ve rüzgarlı. Çadır yerini ödeyip hemen kaplıcaya giriyoruz. ‘Yüzde yüz doğal’ kaynak sulu (sülfür kokulu), açık ve kapalı havuzları olan güzel bir yer. Kaplıcadan sonra lobide oturup az ilerdeki ağaçların rüzgarda sağa sola savrulmalarını ve bulutların hızlı geçişini seyre dalıyoruz. Çadır yeri çıplak bir çayırdan ibaret. Bengül dün akşamki maceramızdan sonra haklı olarak çadır olayına sıcak bakmıyor. Biz tek çadır olacağız dışarda; diğer herkes (motorsikletli arkadaşımız ‘Ken’ dahil) kaplıcanın oteline sığınmış durumda. Resepsiyona yaklaşıp oda istiyoruz — sadece kadın-erkek karışık olan ranzalı odalara kalmış. Çekinerek kabul ediyoruz. Adama çadır yerinin fişini gösteriyorum ve imalı bakıyorum o da nazikçe parayı iade ediyor. Sonra beni kaplıca için bilet aldığım makinanın başına götürüyor ve aldığım biletlerin parasını da geri ödeyeceğini ilan ediyor (oda fiyatına dahilmiş). Böyle birşeyi sormadan yapması ve bana bunu uzun uzun açıklamak için harcadığı zahmet bende büyük bir izlenim bırakıyor.

imgd_20160831_170910
Pokari Teri diye bir içecek

Aslında ranzalı odalardan tedirgindim ama fena değlmiş. İçerde yaklaşık oniki yatak var, yataklar perdeli ve heryer pırıl pırıl temiz (normal olarak). İçerde pek kalan yok gibi, ya da herkes süper sessiz olduğundan farkedilmiyor. Biz de odanın bir ucunda cam kenarındaki iki alt ranzada kalacağız, daha iyisi can sağlığı. Yerleştikten sonra mutfağa inip yemek hazırlamaya başlıyoruz. Mutfaktaki malzemeler iyi, gaz ocakları konturlu çalışıyor. Bizimle birlikte yemek yapan gezgin bir grup erkek var. Bir tanesi yanlışlıkla bizim yiyecek torbasını alıp masasına götürüyor, arkasından koşup kurtarıyorum. Sonrasında aramız ısınıyor ve bana sake ikram ediyorlar ben de karşılık olarak kuru erik dağıtıyorum. Sakeyi beğendiğimi görünce bir tanesi iki litrelik bir kutu çıkarıp hediye ediyor. Yanımda taşımam ya da içip bitirmem mümkün değil, kabul edip ertesi sabah mutfağa hibe olarak bırakıyorum.

Kamifurano - Fukiage rotası
Kamifurano – Fukiage rotası

Hokkaido – Gökkuşağı ve Tayfun

Çadır havalanmaya çalışıyor ve ardından mantar patlaması gibi bir ses… Bengül ve ben ayağa fırlıyoruz (yani oturuyoruz). Çadırımızın iki nadide direğinden biri kırılmış olmalı diye düşünerek panik içinde bir oyana bir bu yana emekliyoruz. Çadır inanılmaz bir şekilde formunu korumakta. Dışarı çıkıp kırılan yeri arıyorum. Başucumuzda, çubukların birleştiği yerde bir santimlik bölüm çatlamış ve kendini zor tutuyor. Zaten o çubuğun başka bir yeri de uzun suredir kırıktı. Hemen takviyeli bant ile sargı yapıp çadırın dört köşesini de ek iplerle yere sabitledikten sonra fırtınalı gecenin kalanını tek göz açık şekilde geçiriyoruz.

image

Okumaya devam et “Hokkaido – Gökkuşağı ve Tayfun”

Hokkaido – Kamifurano

3. Gün – Katsurazawa Gölü’nden Kamifurano’ya – Çorbacı – Çiçek tarlaları – Fırtına geliyor…

Tipik erken uyanma ve toplanmadan sonra sabah trafiği ile birlikte 452 nolu yola geri dönüp kuzeye yönleniyoruz. Kısa bir tünelden sonra korkunç bir uzun tünel, emniyet şeridi yok gibi. Bengül dar kaldırımda yürümeyi tercih ediyor. Bisikletinin ön tekeri pedala çarpma eğiliminde, geniş açıyla dönmeye kalktığında. Hava güneşli ve rüzgar giderek artıyor, önce doğudan sonra da güneyden.

imgd_20160829_091503

Yolda şelaleli bir durak yerinde kısa mola veriyoruz. Furano’ya öğle saatlerinde varıyor, hemen yol kenarındaki bir çorbacıya yönleniyoruz. Google Tercüme yardımıyla dükkanın içindeki makinanın üzerindeki yazılardan yeteri kadarını çözüp karidesli çorba ve portakal suyu ısmarlamayı başarıyorum (önce karpuz suyu seçmiştim ama kalmamış).

imgd_20160829_093236
Yolda bir çağlayan

Furano aslında ünlü bir kayak merkezi ama yazın da çiçek tarlaları ile turist topluyor. Lavantaların zamanı geçmek üzere. Saiko no Sato adlı çiftlikte kırmızı, sarı ve aralarında az da olsa lavanta olan çiçek tarlalarına rastlıyoruz. Kafede oturup lavantalı dondurmanın tadına bakıyoruz — fena değilmiş.

imgd_20160829_150448
Saika no Sato çiçek tarlaları

Asıl ünlü yerlerden biri de Tomita Çiftliği. İnsanlar ayçiçek tarlalarında oynaşıyor, bazıları da benim gibi kavun tatlıları vitrinine takılıp kalmış. Bir kavunun tanesi 4,500yen (yaklaşık 50 dolar). Dilimi de 5 dolar. Tadına doyum olmasa gerek.

imgd_20160829_161917
Farm Tomita’da kavun tatlıları

Kavun tatlılarından güç bela ayrıldıktan sonra günün son ışıkları ile birlikte yakındaki markete gidip erzak tazeliyoruz. Kasadaki bayan torbaya her yerleştirdiği malın fiyatını tekrarlıyor (heryerde böyle) ve en sonda da yabancı kredi kartı kabul etmiyoruz diyerek tuz biber ekiyor. O bize ter içinde detaylı açıklama yaparken biz de cüzdanımızdaki değerli nakitlerden birkaçını uzatıp onu sakinlestiriyoruz. Karşılıklı eğilerek selam verip olay yerinden uzaklaşıyoruz.

29470990724_d7d2706609_z
Hinode Parkı

Marketten yüklü bir halde ayrılıp, karanlık olmadan bu akşamki kampımıza ulaşmaya çalışıyoruz. Haritada işaretlediğim yere ulaştığımızda, aslında gitmemiz gereken yerin parkın öbür tarafında olduğunu farkedip bir süre daha sokaklar arasında kıvrılarak yol almamız gerekiyor. Hinode Park’ın kamp yerine ulaştığımızda saat neredeyse 8. Kayıt yaptırıp tepelerde kuytu bir çadır yeri bakıyoruz. Etraf motorsikletli dolu. Günü yengeç etli makarna ile kapatıyoruz.

lake_katsurazawa_to_kamifurano
Lake Katsurazawa – Kamifurano rotası

Hokkaido – Katsurazawa Gölü

2. Gün – Yubari’den Katsurazawa Gölü’ne – Manzaralı yol – Pazar kalabalığı – Helikopter böcekleri

Uyanış 3:30 ve uyku tulumunun içinde dolanma 6’ya kadar. Toplanıp otel lobisinde günlüklerimizi tazeliyoruz. Kahvaltısız yola çıkmak kolayımıza geliyor. Kasabayı güneyden terkedip kuzeye giden rotamıza dönmeden önce Seicomart denen dükkanlardan birine girip bu günkü erzağımızı alıyoruz. Yol kenarındaki bu küçük dükkanlar bazen yiyecek için tek seçenek. Sattıkları şeyler genelde abur cubur cinsi ama içinde deniz yosunu olan üçgen pilav fena değil, ayrıca kahvaltılık tahıl var ve karamel fıstık ezmesini de yeni keşfettik.

imgd_20160828_104134

Okumaya devam et “Hokkaido – Katsurazawa Gölü”

Hokkaido – Yubari

1. Gün – Sorunsuz uçuş – Onsen – Tepelerde kamp…

Chitose’ye Taipei bağlantılı uçuşumuz sabahın 2’sinde. Check-in kolay ve bisikletler bedavaya bagaja veriliyor, inanılmaz. EVA havayollarını Japonya’ya ya da nereye olursa olsun tavsiye ediyorum. Vejeteryan öğünlerimizi bile aksaksız servis yapıyorlar.

imgd_20160826_055739
Taiepei havaalanı kapılarından biri Hello Kitty temalı

Okumaya devam et “Hokkaido – Yubari”

Hawai Büyük Ada – Özet

Hawai Büyük Ada (Kona) bisiklet turu için ideal ama bisikleti oraya taşımak veya kiralamak pahalıya malolabilir. Birkaç yerde 200 doların altında bisiklet sattıklarını da gördüm ancak ne derece güvenli olacaktır bilemiyorum.

Yiyeceklerin fiyatı anakaraya kıyasla iki-üç kat fazla, ama küçük çiftçi pazarlarında taze sebze meyve fiyatları uygun, hatta fazla olgunsa ucuz bile.

Big Island Route
Big Island Route

Okumaya devam et “Hawai Büyük Ada – Özet”

ABD Güneyden: İlk Gün

San Diego’dan gözyaşları içinde ayrılıyorum. Kaldığım hostel gerçekten bir daha gelinebilecek nitelikte. Sabah kahvaltıda Hollanda’lı ileri yaşta bir bayanla tanışıyoruz. Tina, benim gibi Pasifik kıyısını tek başına bitirmiş, evine dönüyor. Los Angeles kısmını trenle halletmiş. Dört sene önce ABD Güney geçişini ACA (Amerikan Bisiklet Derneği) ile grup halinde yapmış; batı kısmını doğuya kıyasla daha çok beğenmiş. Bacağını Oregon’da köpeğe nasıl kaptırdığını anlatırken gözbebeklerimin genişlediğini hissediyorum.
image

Okumaya devam et “ABD Güneyden: İlk Gün”